” Nietzsche Ağladığında ” Kitabından 15 Harika Alıntı

Nietzsche Ağladığında

1. Nietzsche Ağladığında

* Belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz; ama daha derinlere inin… Sonunda, sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. Siz, bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz. Siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil…

* Ben ümitsizliği tedavi edemem Doktor Breuer. Onu incelerim. Ümitsizlik, özfarkındalık uğruna ödenen bir bedeldir. Yaşama derinlere inerek bakacak olursanız, ümitsizlikle her zaman karşılaşırsınız.

* Fakat bu nasıl mümkün olabilir?” diye devam etti Breuer.”İlk amacımız,yani ümitsizliğin tedavisi bile,tıp biliminin sınırlarının ötesinde.Fakat bu ikinci durum,yani hastanın gizlice tedaviye alınması,sonucu zaten şüpheli girişimimizi hayal alemine taşır.Başka engeller de var mı henüz açıklamadığınız? Profesör Nietzsche yalnızca Sanskritçe konuşabiliyor ya da Tibet’teki manastırından çıkmayı reddediyor falan olmasın?

* Yalnız başına ölecek olma düşüncesini üzerimden atamıyorum. Öldüğünüzde, bedeninizin günlerce hatta haftalarca bulunmayacağını, ancak bir gün bir yabancının burnuna gelen iğrenç bir kokuyla keşfedileceğini bilmek nasıl bir şey biliyor musunuz?

* Yaşam da acımasız, ölüm de.

* Birden doğrulup çevreme baktığımda kimsenin yanımda olmadığını, bana eşlik eden tek şeyin zaman olduğunu görüyorum…

* Bir kitap bizi alıp diğer kitapların üzerine çıkarmıyorsa o kitabın neresi iyidir?

* İncelenmekten alınan keyif o kadar büyük olurdu ki Breuer yaşlanma, sevdiklerini kaybetme ve dostlarından uzun yaşamanın asıl acı veren yanının sizi inceleyen gözlerin bulunmaması olduğuna inanırdı; hiç kimsenin dikkat etmediği bir yaşamdan duyulan dehşet…

* Ölümün son iyiliği, bir daha ölümün olmamasıdır.

* İnsanlar vedalaşırken genellikle olayın sürekliliğini inkar eden sözler dile getirmeyi severler. Birbirlerinden ayrılırken “tekrar görüşene dek” derler. Yeniden bir araya gelme planları yapmakta çok aceleci davranırlar, fakat unutmakta daha acelecidirler.

* Ümit mi? Ümit en son kötülüktür!
… Pandora’nın kutusu açılıp, Zeus’un içinde sakladığı bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Ümit. O zamandan beri, insanlar yanlışlıkla kutuyu ve içindeki ümidi iyi şans olarak yorumladı. Fakat Zeus’un arzusunun, insanların, kendilerini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk. Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.

* Düşünceler, duygularımızın gölgesidir; ama her zaman daha karanlık , daha boş ve daha sade. Şu günlerde kimse ölümcül gerçeklerden ölmüyor, öyle çok panzehiri var ki.

* Kendinden hiç hoşlanmayan pek çok insan gördüm; bunlar önce başkalarının kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlamaya çalışırlar. Bunu başarınca da bu sefer kendileri de kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar. Ama bu sahte bir çözümdür; bu başkalarının otoritesinin altına girmeyi kabullenmektir. Size düşen görev kendinizi kabullenmenizdir; benim sizi kabullenmemin yollarını aramak değil.

* Dans eden bir yıldız doğurmak isteyen, önce kendi içinde büyük taşkınlıklar ve kaos yaşamak zorundadır.

* Eğer kimse sizi dinlemiyorsa, bağırmak en doğal şeydir!

Yazar: Irvin D. Yalom
Sayfa Sayısı: 144
Satın Al

PaylaşShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Bir cevap yazın