” Eylül ” Kitabından 15 Okunası Alıntı

Eylül - Mehmet Rauf

1. Eylül

* Adam sen de, bunlar hep hülya; onun yerinde ben olsam ilk haftadan bunalırım… Zaten hiçbir şeyden memnun olmamak nasibi ile doğmuş değil miyim?

* Kalabalık içinde yalnız yaşamak, kalabalık içinde gezip beraber bir köşeye kaçmak, işte asıl zevk budur. İnsan kalpleri, birbirine bağlılığın ne demek olduğunu o zaman anlar. Ben seni ne kadar sevdiğimi başka kadınları gördüğüm zaman anlıyorum.

* Hak eden mutlu olur, ya da Goethe’nin dediği gibi, hak eden kazanır ve kazanamayan layık değildir.

* Sevmeye gelince; o böyle sokaktan geçerken karşıdan görmekle erkek sevmeyi anlayamıyordu. Bu ona, seveyim diye sevmek gibi geliyordu; sevmek için bilmeyerek sevmek, sonra farketmek gerekir diye düşünüyordu.

Öbür türlüsü… İşte Hacer’in. Hacer gibilerin sevdaları… Ömrünü geçirdiği cumbada birini bularak sevip sevilmek için geçen ömründe, uygun ya da uygun olmayan her bulduğuyla aşk oyunu yapmak; işte onların sevmeleri…

Sevmek, bir hastalık gibi geldikten ve sizi eline geçirip kahrettikten sonra anlaşılan, o zaman görülüp incelenen bir durum olmalı idi. Kim bilir Hacer bu pencerede kimleri sevmişti? Yani mümkün olsa sevecekti ve mümkün olmadığı için, bu gerçek hayatları boyunca devam ediyor; yalnızca bir aşk hevesi, gidip gelişleri merak edilen bir hayal olarak kalıyorlardı.

* Ah, ara sıra ruhunu heyecanla titreten o temiz sevgi ve şiir sürekli olsaydı…

* Unutuyorsunuz ki, sandal yürümek ve bizi taşımak için rüzgara muhtaçtır.

* Bir gün kendisinin de ölme ihtimalini…Dünyada üç saniyelik bir misafir olduğunu, bu misfirliğin böyle dertli ve acı şeylerle berbat edilmesinin ne kadar yazık ve zahmete değmez sıkıntıları bulunduğunu düşündü…

* Evet, evet öyle bir yer olmalı ki, insan kalabalıkta yaşamalı, fakat içine girmeden…

* Düşündükçe Suad’ı değil, onun ruhunu, sade ruhunu sevdiğini görüyordu. Bu büsbütün başka bir aşk, yeni bir aşktı.
Onu, ele geçiremeyeceği, sahiplenemeyeceği, başka hiçbir kadında bulamayacağı için seviyordu. Bakışı için, gülümseyişi için seviyordu.

* İnsan eminim zannettiği şeylerde o kadar çok yanılır ki…

* Ben seni ne kadar sevdiğimi başka kadınları gördüğüm zaman anlıyorum.

* Sıradan bir saygının ne aşamalardan geçip şimdi hayatında kökleşen korkunç, büyük bir aşk olduğunu düşünerek kendisinin bu kadar tutkunlukla bu sonucu anlaması, onun genişlemesine meydan vermemesi gerektiğini itiraf ediyor, ‘Evet kaçmalıydım!’ diye yumruklarını kafasında sıkıyordu.

* Bilir misin nefis kadınlar hangileridir? Temiz ruhlular!

* Mümkün olmayan şeyi istemek, bile bile reddedilmektir.

* Ah çelişki… İnsan değilim, denklemim…

Yazar: Mehmet Rauf
Sayfa Sayısı: 300
Satın Al

PaylaşShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Bir cevap yazın