Kasım Ayı – Yeni Çıkan Kitaplar

1. Kapattık Kardeşim

“Sen ne zaman bamya yapsan kötü şeyler oluyor görmüyor musun? Bırak bamya yemeyelim. İnsan hayatının kopuş noktalarında bamya olabilir mi? Sen bamya yaptın diye babam ölebilir mi? Sen bamya yaptın diye abimin sevdiği kadın başkasıyla evlenebilir mi? Sen bamya yaptın diye Ada siktir olup gidebilir mi? Sen bamya yaptın diye şut direkten dönebilir mi? Ama oluyor anne işte. Bırak artık bamya yapmayı.”

“Babam devrimle ilgili kitapları samanlıkta saklıyordu. Karl Marx gelse ve kirlerinin samanlıkta sakladığını bilse, utancından yerin dibine girerdi.”

“Şu aralar güvensizlik çok moda anne, haberin olsun. Gümüş dolu vitrin önünde çekilen çocukluk fotoğrafımı koynuna koyabilirsin. Kıskanç komşulara ve onların dünyayı kurtaramayacak başarılı çocuklarına dağıtabilirsin her ziyaretlerinde.”

Bodrum Kat, Ayı ve Aksi gibi dergilerin kuruluşunda yer alan Özgür Akkaya’nın kaleme aldığı, on dokuz absürt öyküden oluşan Kapattık Kardeşim, yüzünüzde hüzünle karışık bir tebessüm oluştururken sizi mutlu olduğunuz kaldırımdan yürümeye davet ediyor. Bu daveti kabul etmek ya da dünyanın yuvarlaklığını sorgularken benliğinizi kederlere salmak sizin elinizde! Kimsenin eceliyle ölmediği yerlere, bir çizgi filmi bitirip öbürünün jeneriğini heyecanla izlemeye koyulduğumuz, gururun, içi demli çay dolu viski şişelerinin ve anne dantellerinin en demode olduğu zamanlara, götürecek olan hikâyeleri bir çırpıda okuyacaksınız!

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Özgür Akkaya
Sayfa Sayısı: 136
Satın Al

2. Sürüklenme

Yüzümüze ölümün gölgesi düştüğünde hayat ısrarla yaşama şansı tanımak istiyor bize, türlü biçimlerde uyarıp tekrar tekrar sınıyor bunun için.

Sürüklenme’nin isimsiz anlatıcısı görünüşte sivil toplum örgütü gibi işleyen bir oluşumun destekçisidir. Bir yolculuk dönüşü, önce uçakta karşılaştığı tekinsiz bir kişinin, sonra bir kâhini andıran karizmatik taksicinin, hatta gökyüzü ve yeryüzündeki tarifsiz güçlerin tesiri altında sürüklenip durur. Örgüte kaynak temin etmek için Türkiye’deki büyük şirketlerin yuttuğu beldelerde ve Rusya’dan İngiltere’ye, Yunanistan’dan Almanya’ya yolculuk eden anlatıcı, bir taraftan örgütün kuruluş amacı konusunda, lideriyle derin bir hesaplaşma içine girer. Öte yandan da kimsesiz, ayrıksı ve ele gelmez gençlere sahip çıkarak kendi hayatına anlam vermeye, yaşadığı derin hüsranı ve zamanımıza has yersiz yurtsuzluk hissini, sevgi açlığını tedavi etmeye çalışmaktadır.

Latife Tekin, Manves City’yle aynı anda yayımladığı Sürüklenme’de Türkiye’nin bu acımasız ve hoyrat  günlerine ayna tutuyor.  Manves City’yle birbirine el uzatan Sürüklenme, süregelen toptan yıkıma karşı yeni mücadele yollarının, çaresiz yetişkinlerin, sahipsiz, yoksul, yalnızlaştırılmış gençliğin ve onların yeni bir hayat kurma, sürüklenirken tutunma çabalarının romanı.

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Latife Tekin
Sayfa Sayısı: 192
Satın Al

3. Gücenmedim Desem Yalan Olur

“Pazar günleri konser programını yönetmesi ve yaşça benden çok çok büyük olması dışında hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Şimdi olsa internete girer, sabah kahvaltıda kaç zeytin yediğinden; geçen sene tatilde giydiği lacivert mayosunu kaç liraya aldığına kadar her şeyi, iki dakikada öğrenebilirdim ama o zaman internet falan yok. Arama motoru olarak ansiklopedi kullandığımız yıllar. Biri hakkında bilgi sahibi olmamız gerektiğinde mahallede tahkikat yaptırmak dışında başka olanağımız da yok. İşte, Hikmet’i bu mümkünsüzlükler içerisinde; fakat kalbimin tüm imkânları ile seviyordum.”

Altın günlerindeki kısırın gücüne, karne hediyesi bisiklete atlayıp evden kaçılabileceğine, radyonun içindeki küçük insanlara ve dünyanın, çekirdek yiyerek gidilebilen; mahallenin o en uzak köşesi kadar büyülü bir yer olduğuna inananlara; hâlâ inanlara…

Ihlamur Günlükleri’yle tanıştığımız Başak Buğday, gülmekten gözlerimizi yaşartırken içimizdeki o eski yaraya dokunuyor.

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Başak Buğday
Sayfa Sayısı: 280
Satın Al
4. Acil Gerçekdışılıkta Maceralar
“Ruhun belli derinliklerinde sıradan sözcüklerin hükmü yoktur. İşte buradayım ve yaşadığım krizlerin doğru bir tanımını yapmaya çalışıyorum, ama bulabildiğim tek şey imgeler.”O zamanlarda deyim yerindeyse “altın çağ”ını yaşayan modernist romanın dev eserleri arasına, 1936’da Romanya’nın küçük bir kasabasında yazılan bir roman daha katılır: Acil Gerçekdışılıkta Maceralar.

Bu küçük hacimli başyapıtın yazarıysa “Ruhun belli derinliklerinde sıradan sözcüklerin hükmü yoktur,” diyen Max Blecher’dır.

Romanda genç bir adam, “gerçekdışılıkta maceralar” olarak adlandırdığı zihinsel buhranlar yaşamaktadır. Öyle ki, bir süre sonra tüm dünya onun için tamamıyla bir “imgeler toplamı” haline gelir ve gerçekdışı, gerçekten daha gerçeğe dönüşür: Avrupa’yı esir alacak karabasanı bile, tıpkı bir kâhin gibi, tüm açıklığıyla görür. Yine de, genç adam için “gerçekdışılıkta maceralar”ı anlamlandırmak, adlandırmak kadar kolay olmayacaktır.

Yatağa mahkûmiyetinin sekizinci yılında ve ölümünden iki yıl önce kaleme aldığı bu başyapıtıyla Max Blecher’ı Musil, Schulz, Kafka, Pessoa gibi büyük modernist yazarların katına çıkaran Acil Gerçekdışılıkta Maceralar, Herta Müller ile Andrei Codrescu’nun önsözleri ve Suat Kemal Angı’nın çevirisi ile ilk kez Türkçede.

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar:  Max Blecher
Sayfa Sayısı: 152
Satın Al

5. Titan’ın Sirenleri

“Kesinkes bildiğim ilk şey şu: Eğer sorular mantıksızsa, cevaplar da mantıksız olacaktır.”

Milyoner kâşif Winston Niles Rumfoord uzaygemisiyle bir krono- sinklastik infundibulumun ortasına dalarak saf enerjiye dönüşür. Yalnız elli dokuz günde bir maddeleşebilir ve bir saatliğine dünyadaki evine dönebilir. Tek tesellisi, artık geçmişi ve geleceği tamamen görebilmesidir: Karısının, dünyanın en zengin ve en ahlaksız adamı Malaki Constant’la birlikte uzay yolcusu olacağını da bilmektedir. Malaki’nin bu beklenmedik destansı yolculuğu onu tanıdık ve tanımadık pek çok gezegene, dünyamızın işgaline, Titan’da yüz binlerce yıldır bekleyen bir uzaylı turiste götürecektir. Acaba bu parçaları bir araya getirebilecek başka biri var mıdır?

Türkçede ilk defa yayımlanan Titan’ın Sirenleri’nde Vonnegut bizi uzayda ve zamanda curcunalı bir yolculuğa çıkararak insanın hayattaki amacına ve evrenin derin anlamsızlığına dair kendi kıvrak kalemine özgü, benzersiz bir hayal sunuyor.

Kara mizahı, sivri dili ve eşsiz hayal gücüyle 20. yüzyılın en önemli yazarları arasında yer alan Vonnegut, Time’ın deyimiyle, “George Orwell, Dr. Caligari ve Flash Gordon’ı tek vücutta birleştiren bir yazar… ahlaklı bir soytarı, deli bir biliminsanı.”

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Kurt Vonnegut
Sayfa Sayısı: 312
Satın Al

6. Kalp Gidince

“Tek kelimeyle, daha doğrusu üç kelimeyle: Anlamlı bir hayat.”

Tektip giysilerin, beton duvarların, şirketlerin kâr ve zarar tablolarının, seks robotlarının, reklam sloganlarının ortasında kalp sevmeyi unutacak mıdır?

ABD’deki ekonomik krizde işsiz ve evsiz kalıp arabalarında yaşamaya çalışan Chairmaine ve Stan kendilerine yeni bir yaşam vaat eden Pozitron Projesi’nin ilanını görürler. Çevresi duvarlarla çevrili bu yeni yaşama katılan herkes, yılın bir ayını dış dünyada, Consilience’te, güzel bir hayat sürerek; bir ayını da Pozitron’da mahkûm olarak geçirmektedirler. İnternetin, dış dünyayla bağlantının olmadığı Pozitron’da ancak yönetimin izin verdiği dergi ve gazeteler okunabilmektedir. George Orwell’in 1984’ünün hüküm sürdüğü Pozitron’da en önemli projelerden biri insan beynindeki sevgi anlayışını yok edip insanlara sevmeyi değil boyun eğmeyi öğretmektir.

(Tanıtım  Bülteninden)

Yazar: Margaret Atwood
Sayfa Sayısı: 400
Satın Al

7. Edouard Roditi ve İstanbul Avangardı

Clifford Endres, yazdıkları ve çevirdikleri bir yana, İstanbul’daki avangard muhit içinde oynadığı “arabuluculuk” vasfıyla modern Türkiye’nin kültür hayatında iz bırakan görünmez bir kahramanı tanıtıyor bize.

“Edouard sanat dünyasında o kadar çok kişiyi birbiriyle tanıştırdı ki, onsuz bir Türk kültür hayatı çok daha yoksul olurdu.”

-Şakir Eczacıbaşı-

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Clifford Endres
Sayfa Sayısı: 92
Satın Al

8. ArtıkAranmayanlar Gezegeni

Sevinç Erbulak’ın muazzam hayal gücüne duyarlı iç sesini ekleyerek kaleme aldığı Artıkaranmayanlar Gezegeni, okuru fantastik bir gezegende olduğu kadar bizim acımasız dünyamızda da bir gezintiye çıkarıyor.

Kaybedilen ve peşlerine düşülmeyen her şeyin bir araya geldiği bir dünya Artıkaranmayanlar Gezegeni. Burada ne ararsanız, daha doğrusu ne aramazsanız var: Kırık bir tarak, yarısı yanmış bir fotoğraf, kapama tokası olmayan bir tasma, boş bir kutu, taşları düşmüş bir yüzük, oyuncak bir bebeğin sol bacağı… Velhasıl bir zamanlar bütün olan türlü çeşit eşyadan kopan ve unutulan her şey.

Kopan parçaların başka bir biçim aldığı, başka bir şeyin parçası olduğu bir dünya mümkün çünkü… Gitme zamanını bilen bütün fark edilmeyenlerin, bir gün bu gezegeni bulmaları da.

Palyaço şeklindeki bir kolyenin sağ kolu ile gözden düşen bir gözbebeğinin yolları da burada kesişir işte. Binlerce yıl önce yaşamış insanların yazdığı, hemen hepsi yarım kalmış ya da sayfaları eksik günlüklerin, mektupların arasında gezintiye çıkan bu ikili, bir bütün olup tamamlanabilecekler midir dersiniz?

Hem bir roman hem de birbirinden bağımsız öyküler olarak okunabilecek Artıkaranmayanlar Gezegeni, Sevinç Erbulak’ın ikinci kitabı.

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Şefik Can
Sayfa Sayısı: 200
Satın Al
9. Deniz Duası

Uçurtma Avcısı, Bin Muhteşem Güneş, Ve Dağlar Yankılandı romanları ile tüm dünyada milyonlar tarafından okunmayı sürdüren Khaled Hosseini’den olağanüstü bir ağıt!

“Ah nasıl yakarıyorum denize bunu bilmesi için.”

Uçurtma Avcısı, Bin Muhteşem Güneş, Ve Dağlar Yankılandı romanları ile tüm dünyada milyonlar tarafından okunmayı sürdüren Khaled Hosseini’den olağanüstü bir ağıt!

Hosseini’nin, 2015 yılının Eylül ayında, Avrupa’da güvenli bir yere ulaşmaya çalışırken Akdeniz’de boğulan ve cansız cesedi kıyıya vuran üç yaşındaki Suriyeli mülteci Aylan Kurdi’nin hikâyesinden esinlenerek kaleme aldığı Deniz Duası, mülteci sorununa son derece çarpıcı bir bakış getiriyor.

Suriyeli bir babanın, sonu belirsiz bir yolculuğa çıkmadan önce, oğluna yazdığı bir mektup şeklinde tasarlanmış olan metin, savaştan ve zulümden kaçarken denizlerde kaybolan binlerce mülteciye adanmış.

Deniz Duası’nın tüm gelirini, iyi niyet elçisi olarak görev aldığı Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Khaled Hosseini Foundation’a aktaran Hosseini, (UNHCR) mülteci kamplarını ziyaret etmeye, çeşitli platformlarda bu sorunu dile getirmeye ve bağış toplamaya devam ediyor.

“Ama o hayat, o dönem şimdi bana bile sahte geliyor, unutulup gitmiş bir söylenti gibi.”

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Khaled Hosseini
Sayfa Sayısı: 48
Satın Al
10. Düşler Atlası
“Bir çocuğun zihni, onun en harika oyuncağıdır.”Dünyayı ancak hayalperestler değiştirebilir. Meraklı gözler, kâşif ruhlar ve yaratıcı zihinler sizi ileriye taşır. Peki, hayalleriniz için sınırlarınız nelerdir? Onlara ulaşabilmek için nereye kadar gidebilirsiniz? Peki ya zorluklarla başa çıkma konusunda kendinize ne kadar güvenirsiniz? Mesela beklemek de dahil midir hayallerinize kavuşmaya? Ya derin üzüntüler yaşamak? Doğru cevabı bulduğunuz gün, yeni hayatınızın ilk günü olacak.

Serinin son kitabı Düşler Atlası’nda Göğü Yeri İndirelim’den tanıdığımız Deniz ile Yeryüzünün Kalbi’nden tanıdığımız Bamba bir araya geliyor. Mahsur kaldıkları adada bir çıkış yolu ararken, kaderleri adanın yerlisi Ra’yla birleşiyor.

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Özgür Balpınar
Sayfa Sayısı: 160
Satın Al

PaylaşShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Bir cevap yazın