Rus Edebiyatı Denince Akla Gelen İlk 10 Kitap

0772 SUCVECEZAyeni.indd
1. Suç ve Ceza
“Eski” öğrenci Raskolnikov, “kiracıdan” kiraladığı daracık odasında beş parasız günler geçirmektedir. Modern zamanların, çağdaş bilimin ve edebiyatın bu yaratıcı, akıllı genci, toplumun gerici bir canavara dönüşmüş karanlık avucunda ezilip un ufak mı olacaktır yoksa? Bir gün oturduğu bir kafede, anarşist düşüncelere sahip gençlerin konuşmalarına kulak misafiri olur ve aklına tüm dertlerine son verecek bir şey gelir. İlk iş olarak da kapıcının kulübesindeki baltayı kestirir gözüne. Dünya edebiyatının en ünlü baltasını…
Suç ve Ceza ilk kez 1866 yılında yayımlandı. O tarihten sonra da dünyanın gündeminden hiç düşmedi. Dostoyevski, “hiç aceleye gelmemesi” gerektiğini düşündüğü “yeni” bir karakter yakalamıştı. Rusya’yı, Rus halkını gözlemleyerek Raskolnikov’u onların içinden çekip almıştı. Öykü, tüm yönleriyle çürüdüğü açıkça görülen geleneksel iyilik algısının toplum tarafından nasıl “göz göre göre” korunduğunu anlatır. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı, insanlığa sorduğu can alıcı sorularla güncelliğini hiç yitirmeyen en büyük başyapıtlar arasında. Hala…
(Tanıtım Bülteninden)
Yazar: Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
Sayfa Sayısı: 688
SatınAl
savaş ve barış
2. Savaş ve Barış
Savaş ve Barış, gençlere dünya klasiklerini tanıtarak, onları bu eserleri okumaya yönlendirmek amacıyla hazırladığımız Arkadaş Dünya Klasikleri Gençlik Özet Dizisi’nin üçüncü kitabıdır. Genç okurların kolayca anlayarak beğeniyle okuyabileceği yalın bir Türkçeyle orijinal metinden uyarlanmıştır.
Tolstoy’un başyapıtı olan Savaş ve Barış, dünya edebiyatının en önemli eserlerindendir ve Milli Eğitim Bakanlığınca 100 Temel eser kapsamında öğrencilere tavsiye edilmiştir.
Tolstoy’un bir destan niteliğindeki romanı “Savaş ve Barış” yüzlerce farklı karakteri olan, sevgiden nefrete, acıdan mutluluğa, dostluktan düşmanlığa, korkaklıktan cesarete, vatan sevgisinden kişisel çıkarlara kadar pek çok ahlaki ve toplumsal değeri titizlikle işleyen bir başyapıttır…
Yazar: Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa Sayısı: 112
SatınAl
ana
3. Ana
Bir başkaldırı ve umut romanıdır Ana… Dayak ve yoksulluktan insanlığını unutmuş bir kadının, sosyalist dünya görüşünü benimsemiş genç bir işçi olan oğlunun tutuklanmasından sonra, dünyanın değiştirilebilir olduğunu keşfetmesinin hikâyesidir. Toplumcu gerçekçi edebiyatın ilk örneği ve başyapıtı sayılan Ana, Gorkiy tarafından 1906 yılında Amerika’da kaleme alınmış, aynı yıl New York’ta yayımlanmıştır. Bütün dünyada büyük yankı uyandıran roman, iki yıl gibi kısa bir süre içerisinde pek çok dile, hatta bu arada Türkçeye çevrilmiş.
Yazar: Maksim Gorki
Sayfa Sayısı: 392
SatınAl
lolita
4. Lolita
“Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Lo-Li-Ta; Dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, Üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-Li-Ta”
Lolita, Sayfa 7
Lolita okuru her zaman sarsacaktır.
Brian Boyd
Lolita’yı okumaya karar verdiğinde, lütfen onun son derece ahlaki bir kitap olduğunu unutma.
Vladimir Nabokov (Edmund Wilson’a Bir Mektubundan)
Yazar: Vladimir Nabokov
Sayfa Sayısı: 364
SatınAl
Yüzbaşının Kızı
5. Yüzbaşının Kızı
Çar karşıtı bir harekete karıştığı iddiasıyla Kafkaslara sürülen Puşkin’in sürgün döneminde yazdığı Yüzbaşının Kızı (1836) tüm zamanların en ünlü aşk klasiklerinden biridir. 18. yüzyılda çarlığa karşı yapılan büyük bir köylü ayaklanmasını anlatır. Yüzbaşının Kızı Rusların Kafkasya yayılmasıyla ilgili bir eserdir, ama daha çok bir isyan ve aşk romanı olarak klasikleşmiştir. Romanda savaşın insanlık dışı yönü ve Rus askerlerinin yerli halkta uyandırdığı tepkiler vardır. Kahramanlar gerçek hayattan alınmıştır, fakat isimleri değiştirilmiştir. Genç bir askerin aşkı uğruna bir asiden yardım alması dönemi için çok çarpıcıydı.
Asılsızca Dostoyevski’ye atfedilen o “Gogol’ün paltosundan çıktık” sözü gerçekten söylenmiş olsa, belki de “Puşkin’in köyünden çıktık” diye söylenirdi. Çünkü Yüzbaşının Kızı Rus edebiyatının ilk romanlarından biri olarak hep esin kaynağı olmuştur.
“Puşkin, romantik bir konuyu en gerçekçi biçimde işleyen ilk yazarlardandır.”
-The New York Times
“Yüzbaşının Kızı her dilde minyatür bir başyapıt olacak.”
-The Daily Telegraph
(Tanıtım Bülteninden)
Yazar: Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Sayfa Sayısı: 215
SatınAl
Ölü Canlar
6. Ölü Canlar
“Eğer okuyucu, Çiçikof’un, çektiği bu çilelerden, bu azaplardan, üzüntülerden, özellikle bu son olaydan sonra artık, elindeki küçük servetiyle rahat ve sakin bir hayat geçirmek için küçük bir kasabaya çekilmiş olduğunu sanmışsa bu düşüncesinde pek aldanmıştır. Ve biz de, Çiçikof’un, çok az kimseye nasip olan o kuvvetli azmini takdir etmekten kendimizi alamıyoruz. Bu felaket fırtınalarının hiçbiri bizim kahramanı ne yıldırmış ve ne de sakinleştirebilmişti; içinde yanan ihtiras ateşi sönmemişti. Gerçekten de çok üzgündü. Ve bütün dünyaya, şansının tersliğine, insanların gösterdikleri insafsızlığa lanetler yağdırıyordu ama yeni deneyimlere girişmekten de vazgeçmiyordu. Bu sebeple öyle bir sabır gösterdi ki, soğukkanlılıklarda bilinen almanların dillerde destan olan sabır ve sakinlikleri onun bu azim ve sebatın yanında sıfır hükmünde kalmıştı. Tersine, Çiçikof’un kanı şiddetle kaynıyor ve o, bu taşkın kuvvete hakim olabilmek, onu yatıştırmak için çok büyük bir dayanıklılık ve azimle hareket etmek zorunda kalıyordu. Bizim kahraman düşünüyordu ve fikirleri de doğruydu. “Bu nasıl olur? Ben bu felaketlere niçin uğradım? İdare memuru olup da zengin olmayan kim var ki? Ben kimseye kötülük etmedim: Dul kadınların parasını yemedim, kimsenin ayağını kaydırıp yerine geçmedim, herkesin istifade edebileceği fazla bir paradan yararlandım, eğer ben bunu yapmamış olsaydım bir başkası yapacaktı. Başkalarının başarılı olmalarındaki sebep nedir? Ben niçin başarılı olmayacak mışım? Şimdi kimim? Bir aile babasının yüzüne nasıl bakacağım? Yeryüzünde en kıymetli zamanımı böyle kaybetmiş olmaktan vicdan azabı çekmeyecek miyim? İleride, çocuklarım ne diyecekler? “Babamız alçak herifin biriydi.. Bize hiçbir şey bırakmadı!”
Yazar: Nikolay Vasilyeviç Gogol
Sayfa Sayısı: 363
SatınAl
Babalar ve Oğullar
7. Babalar ve Oğullar
Üniversiteden mezun olan Arkadiy Petroviç yıllar sonra evine döndüğünde, babası ondaki değişiklik karşısında şaşkına döner. İyi huylu, uysal oğlu gitmiş, yerine aykırı fikirler benimsemiş bireyci bir genç çıkagelmiştir. Zira Arkadiy’nin ona eşlik eden arkadaşı Bazarov, nihilist düşünceleri ve güçlü kişiliğiyle onu derinden etkisi altına almıştır. Gelgelelim Bazarov’un misafiri olduğu evin toprak ağalığı düzenini eleştirip o dönemki Rus toplumunun geleneksel değerlerini sakınmadan topa tutmasıyla, iki kuşak arasındaki uçurum giderek açılarak derin bir trajediye zemin hazırlar.
İvan Sergeyeviç Turgenyev’in (1818-1883) nesiller ve onların idealleri, geleneksellik ve bireysellik arasındaki çatışmayı gözler önüne serdiği Babalar ve Oğullar, yayımlandığı 1862 yılında okurlarını şoke ederek büyük tartışmalara neden olmuştu. Ancak geçen yıllar içinde Rus ve dünya edebiyatının temel kitaplarından biri haline geldi.
Babalar ve Oğullar’ı Melih Cevdet Anday’ın arı Türkçesi ve Henry James’in yazarın ölümünden sonra kaleme aldığı dokunaklı “İvan Turgenyev” portresiyle okurlara sunuyoruz.
“Turgenyev, ülkesinin hali ve kaderiyle hayatı boyunca yakından, derinden ilgiliydi. Eserlerindeki öngörünün, şiirselliğin ve hakikatliliğin bir eşi yoktur.”
-ISAIAH BERLIN-
“Turgenyev’in aynı zamanda hem bir gözlemci hem de bir şair olduğunu asla unutmamalı. Eserlerinde daima şiirsel bir unsur bulunurdu; muazzam bir gücü vardı.”
-HENRY JAMES-
(Tanıtım Bülteninden)
Yazar: Ivan Sergeyeviç Turgenyev
Sayfa Sayısı: 280
SatınAl
Yeraltından Notlar
8. Yeraltından Notlar
Dostoyevski’nin “Rus çoğunluğunun hakiki insanı” dediği bir isimsiz kahramanın yalın ve karanlık düşünceleri… Edebiyat tarihinin en ünlü isimsizlerinden Yeraltı Adamı, insanların oradan oraya üşüşen karıncalara dönüştüğü St. Petersburg’un gri kaldırımlarında itilip kakılırken, yaşama isteğini yavaş ama emin adımlarla mutlak bir öç isteğiyle değiş tokuş eder. Yeraltı Adamı’nın bir devlet memuru olarak geçirdiği tekdüze günler, yanında bir türlü rahat hissedemediği arkadaşları ve hayattaki mutlak yalnızlığı, bıkkın bir öfke ve küçük, imkânsız pazarlıklarla gittikçe daha fazla lekelenir, ta ki kendisini bir arada tutan görünmez ipler yavaşça çözülmeye başlayana kadar. Yeraltından Notlar, yayımlandığı 1864 yılından beri öfke ve sessizliğin en güçlü manifestolarından biri olmuştur.
“Yeraltından Notlar, hakikati kanla haykırır.”
-NIETZSCHE-
“Dostoyevski, gökle yer arasında asılı kalmıştır. Hem gök hem de yer tarafından etkilenmiştir.”
-HENRI TROYAT-
(Tanıtım Bülteninden)
Yazar: Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
Sayfa Sayısı: 216
SatınAl
Ve Durgun Akardı Don
9. Ve Durgun Akardı Don
Bir sanatçının hayat akışının onun dünyayı algılayışını belirleyen esas öğe olduğu doğruysa eğer -ki ben öyle olduğunu düşünüyorum- Şolohov’un birine eşlik etmiştir. Kazak toprağındakine benzer fırtınalar başka nerde görüldü ki? Geleneksel bir hayat tarzının kayalık sahilerini hiçbir dalga tehdit edemez gibiydi. Oysa onlar da yeni hayatın hücumuna dayanamayıp yıkıldılar.Don ülkesinde iç savaş patlak verdiğinde, Şolohov küçük bir çocuktu. Savaş ona okul oldu; hem devrimci iradesini, hem sanatçı yeteneğini biledi.
Yazar: Mihail Şolohov
Sayfa Sayısı: 416
SatınAl
anna karenina
10. Anna Karenina
Herkesin imrendiği bir hayat yaşamaktadır Anna Karenina; zengin bir eşe, itibarlı konuma, onun için çok kıymetli bir erkek evlada sahiptir. Ancak yakışıklı ve etkileyici Kont Vronski’yle karşılaşması, hayatındaki tüm taşları yerinden oynatacak, kendisini karanlık bir yıkıma sürükleyecek aşkı doğuracaktır.
Rus toplumundaki ikiyüzlülüğü, seçkinlerle halk arasındaki uçurumu; büyük bir dramla sonlanan, entrikalı bir aşk hikâyesi eşliğinde, kusursuz bir dille okura sunan Tolstoy, bu romanla bir başyapıt ortaya koymuştur.
Yayımlanışından bugüne, Dostoyevski’den Faulkner’a sayısız yazar ve eleştirmen tarafından tüm zamanların en iyi romanı gösterilen Anna Karenina, Leyla Şener’in Rusça aslından tam metin tercümesiyle…
“Birçok insan Tolstoy’a karmaşık duygular besler. Ondaki sanatçıya yoğun bir sevgi beslerken, içindeki vaizden oldukça sıkılırlar; ancak vaiz Tolstoy’u sanatçı olandan ayırmak oldukça zordur – aynı derin, sakin ses, bir hayal bulutu ya da bir fikir yumağını destekleyen aynı güçlü omuz. (…) İster tasvir, ister vaaz etsin, Tolstoy bütün engellere rağmen gerçeğe ulaşma çabası içindedir. Anna Karenina’nın yazarı olarak gerçeğe ulaşmanın bir yolunu kullanır, vaiz olarak bir başka yolunu; ama her nasılsa, sanatı ne kadar incelikli, diğer tavırları ne kadar sıkıcı, sönük olsa da, hantalca el yordamıyla aradığı ya da büyülü bir şekilde köşe başında buluverdiği gerçek hep aynıdır -bu gerçek, bizzat Tolstoy’dur ve o, sanatın ta kendisidir.”
Vladimir Nabokov – Lectures on Russian Literature
Yazar: Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa Sayısı: 1056
SatınAl

PaylaşShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Bir cevap yazın