Japon Edebiyatına Ait 10 Kitap

1. Mutfak

“Mutfak” anneler, transseksüellik, sevdiğini kaybetme, mutfaklar, aşk, trajedi ve çağdaş Japonya’da özgür ruhlu iki kadının aklına gelen terimleri içeren iki öyküyü bir araya getiriyor. Japonya’nın en parlak genç edebiyat yıldızının şaşırtıcı orijinallikteki çalışması.
“Yoshimoto’nun basit, şık tarzı Kazuo Ishuguro’nunki ile kıyaslanabilir. Aşk ve sevdiğini kaybetme üzerine akıllıca yorumlar hayal ve gerçekliğin hafif bir dokunuşuyla bulaşıcı güzellikte bir yazı.”
-The Times-

Yazar: Banana Yoshimoto
Sayfa Sayısı: 144
Satın Al

2. Avunamayanlar

Beni Asla Bırakma” adlı kitabı Time tarafından en iyi 100 roman arasında gösterilen Ishiguro’dan yepyeni bir roman daha…

Dünyaca ünlü piyanist Ryder, önemli bir konser vermek için isimsiz bir Avrupa şehrine gelir. Birkaç gün sonra sahneye çıkacağını bilse de, bundan başka hiçbir şey hatırlayamaz; karşılaştığı herkesin niçin ondan bir şeyler istediğini, çok uzak olması gereken yerlere nasıl hemen ulaşıverdiğini, saatler sürmesi gereken bir sohbeti üç dakikalık asansör yolculuğuna nasıl sığdırdığını anlayamaz. Kendini olaylara ve çevresindeki insanlara teslim eden belleksiz piyanist, geçmişin ve geleceğin kırılgan bir şimdiki anda çakıştığı sürreal bir dünyaya savrulur. Çok geçmeden, yaklaşan konser gecesinin hayatının en önemli performansı olduğunu fark edecektir.

İşlevini yitirmiş toplumsal düzenin bireyler üzerindeki yaralayıcı baskısını hemen her eserinde zarafetle ilan eden Kazuo Ishiguro, Avunamayanlar’da hayatı kontrolden çıkan bir adamın çok boyutlu hikâyesini anlatıyor.

Yazar: Kazuo Ishiguro
Sayfa Sayısı: 544
Satın Al

3. Grotesk

Çıkış adlı romanıyla Türk okurlarıyla tanışan ve büyük beğeni kazanan Natsou Kirino ikinci romanı Grotesk ile bir kez daha karşınızda…
Tokyo’nun ayrı semtlerinde, bir yıl arayla, aynı şekilde öldürülmüş iki kadının cesedi bulunur: tam zamanlı bir fahişe olan Yuriko Hirata ve gündüz bir işkadını, gece ise fahişe olan Kazue Sato. Hikâyenin anlatıcısı Yuriko’nun ablasıdır ve Yuriko’dan nefret etmektedir. Babaları İsviçreli anneleri Japon olan iki kardeş (mükemmel güzellikte bir küçük kardeş ve tam anlamıyla Japona benzeyen bir abla) daimi bir rekabetin içindedir ve hiçbir şekilde birbirleriyle anlaşamazlar.
Yalnızca Yuriko’dan değil her şeyden nefret eden abla, her ne kadar alınan notlar önemliymiş gibi görünse de, güzelliğin ve paranın ana ölçüt kabul edildiği saygın Q Kız Lisesi’ne gitmek için Japonya’da dedesiyle birlikte kalırken, ailesinin diğer fertleri İsviçre’ye yerleşir. Ancak birkaç yıl sonra annelerinin intiharı üzerine Yuriko da Japonya’ya gelir ve güzelliği sayesinde Q Lisesi’ne girer. Böylece Yuriko, ablası ve onlarla aynı okulda okuyan Kazue’nin yolları kesişir. Ablasının ucube olarak nitelendirdiği Yuriko inanılmaz güzelliğiyle -kadın ya da erkek- herkesi etkisi altına almaktadır ve o yıllarda bunu geçim kaynağı haline getirmeye karar verir. Yuriko’nun etkisinde kalan Kazue de ona yakın olabilmek için Yuriko’nun ablasıyla arkadaş olur. Diğer yandan Yuriko’nun bu çekiciliğinin yarattığı etkilerden dolayı hayatı boyunca dışlanmış olan abla öfke içindedir ve kendini kötülüğe adayıp bu yolda her şeyi yapar. Kazue ise üniversiteyi bitirip ülkenin önemli şirketlerinden birinde müdür yardımcısı olur, ancak bu onun için yeterli değildir. Hayatının eksik kaldığını düşündüğü yanını fahişelik yaparak tamamlamaya kararlıdır.
Yuriko ve Kazue güce sahip olmak için diri vücutlarını kullandıkları bu yolun sonunda gerçek birer ucubeye dönüşerek hikâyelerini tamamlarlar.
Ablanın ağzından anlatılanların yanı sıra Yuriko’nun, Kazue’nin günlüklerinden ve cinayet zanlısının itirafnamesinden de bölümlerin yer aldığı kitapta, bir yandan kadınların ve erkeklerin dünyasında güç, kontrol, cinsellik, bağımlılık, ‘nefret ve karmaşa’nın farklı hallerine değinilirken, diğer yandan günümüz Japon toplumu masaya yatırılıp en karanlıkta kalan noktaları gün ışığına çıkarılıyor. Hikayenin anlatıcısının, “Çürüme sürecini başlatmak için su gereklidir. Bence, kadınlar söz konusu olduğunda, su erkeklerdir,” sözüyle de böylesine karmaşık bir dünyada kadının ve bu dünyayı yöneten erkeğin rolünü tarif ediyor Kirino.
Bir gerilim romanı olmaktan öte, bireyin ve toplumun sert bir şekilde sorgulandığı bambaşka bir türe ait olan Grotesk okuyucunun kendi toplumunu da masaya yatırmasını sağlıyor. Gayet ustalıkla ve doğrudan bir anlatımla ilk sayfadan son sayfaya kadar okuyucuyu diken üstünde tutmayı başarıyor.

Yazar: Natsuo Kirino
Sayfa Sayısı: 664
Satın Al
4. Naomi: Bir Budalanın Aşkı
“Şunu fark etmiştim ki bir kadının yüzü, erkeğin nefretini çektikçe daha da güzelleşiyordu.”Na-o-mi: Üç hece, iki insan/medeniyet, bir başyapıt.
Bir yönüyle daha önce yazılmış bir Japon Lo-lee-ta…Doğu ve Batı, sevgi ve öfke, aşk ve gurur, kadın ve erkek, insan ve insan arasında yaşanan gerilimlere dair bir temel roman…

Naomi, Batı hayranlığından yozlaşmaya, saplantıdan budalalığa ve hazdan işkenceye (veya tam tersi) ilerleyen hikâyesiyle, Juniçiro Tanizaki’nin neden yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri olduğunu da anlatıyor.

“Onun hata ve kusurlarıyla sürekli yüz yüze gelmekten kurtulamıyor, eve hep mutsuz dönüyordum. Ancak bu mutsuzluk hiç de uzun sürmüyordu, zira ona duyduğum aşk gece boyunca değiştikçe değişiyordu. Tıpkı bir kedinin gözleri gibi…”

Yazar: Cuniçiro Tanizaki
Sayfa Sayısı: 265
Satın Al

5. Gömülü Dev

Romalılar Britanya’yı terk edeli çok olmuş. Viraneye dönmekte koca ülke. Neyse ki ortalığı kasıp kavuran savaş bitmiş.

Britonlar’dan Axl ile Beatrice yıllardır görmedikleri oğullarına kavuşmak için tehlikeli topraklarda zorlu bir yolculuğu göze alıyorlar. Başlarına türlü belanın geleceğini de biliyorlar, fakat üstü örtülmüş sırlarını aydınlatacak ateşten haberleri yok henüz. Bir de yollarının kesişeceği kişiler var: Sakson savaşçı, öksüz oğlan ve tıpkı Axl’la Beatrice gibi geçmişinde kaybolmuş, hatıralarının vaat ettiklerine ve alıp götürdüklerine yenik bir şövalye. Hep birlikte sürüklendikleri macera bir kurtuluş mu olacak, yoksa yeni bir felaketin habercisi mi?

Kazuo Ishiguro’dan unutuş ve anıların gücü üzerine zamanı aşan bir öykü; özenle korunmuş bir aşka, intikama ve savaşa dair bir mesel. ‘Gömülü Dev’, hüzünlü, gizemli, her satırı iz bırakacak bir roman.

“Dünyanın yaşayan en büyük yazarı Kazuo Ishiguro’dan yeni bir roman. Bir başyapıt.”
– David Walliams-

“Kazuo Ishiguro öyle tuhaf ve harika bir roman yazmış ki!.. Benzersiz, okuru esir alan bir roman”
-David Sexton, Evening Standard-
(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Kazuo Ishiguro
Sayfa Sayısı: 280
Satın Al

6. Günden Kalanlar

Bir roman düşünün ki asıl anlattığı, tek bir satırında dahi geçmeyen duygular, umutlar, hayal kırıklıkları, özlemler olsun. Kazuo Ishiguro’nun benzersiz tarzını en iyi ortaya koyduğu eserlerinden biri olan Günden Kalanlar böyle bir roman…

İngiliz malikânelerinin ihtişamını yitirdiği dönemin son büyük başuşaklarından biridir Stevens. Amerikalı yeni işvereninin arzuladığı düzeni kurmak için birlikte çalıştığı eski kâhyayı ziyaret etmeye karar verir ve İngiliz taşrasında bir yolculuğa çıkar. Yol boyunca karşılaştığı manzaraların ve insanların yarattığı izlenimler anılarıyla ve mesleğinin gereklerine dair düşünceleriyle birleşerek, özenle bastırdığı duygularını ortaya sererken, hayatını idealleri uğruna harcayan Stevens basmakalıp fikirleri ve saplantılarıyla okurun kalbini fetheden eşsiz bir kahramana dönüşür.

Dokunaklı bir dramın özündeki komiği okura yaşatmayı başaran Günden Kalanlar, edebiyat tarihinin köşetaşlarından biri.

“Katman katman açılan, büyüleyici bir roman.”
-The New York Times-

“Okuru fark ettirmeden sarsan, parlak bir roman.”
-Newsweek-

“Bir yazarın varabileceği en yüksek mertebe… Hayranlık uyandıracak derecede cesur ve bütünlüklü bir anlatı.”
-The New York Review of Books-
(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Kazuo Ishiguro
Sayfa Sayısı: 208
Satın Al
7. Ağustosböceğinin Sekizinci Günü
Ağustosböceğinin Kaderi Yeraltında Yedi Yıl…Işığa Çıktıktan Sonra Yedinci Günde Ölmek! 

Bir kadın, kaçırıp adını değiştirdiği çocukla Japonya’nın çeşitli kentlerini dolaştıktan sonra, tüm varlığını bağışlayarak, bir tür tarikat olan Melekler Evi’ne yerleşir.

 

Üç yıl sonra, insanları orada alıkoyduklarına ilişkin haberler üzerine yerleştiği evle ilgili bir soruşturma açılınca, oradan kaçar. Ancak yakalanır, hapse atılır ve çocuk da elinden alınarak ailesine teslim edilir.

 

Kaçırılan çocuk artık genç bir kadındır ve kendisini kaçıranla ilgili bildikleri, onun da sevgilisinden hamile kaldığı, çocuğu aldırmaya zorlandığı ve aldırdıktan sonra bir daha çocuğunun olmadığıdır. Bu genç kızın kendisi de sevgilisinden hamiledir ve bebeğini aldırmayacaktır!

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Mitsuyo Kakuta
Sayfa Sayısı: 304
Satın Al

8. Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın

Fukuko, tam da kocası Şozo ile yeni bir hayata başladığı günlerde kocasının eski karısı Şinako’dan bir mektup alır. Yuvası dağıldıktan sonra “kırık bir çanak” bile almayan bu kadın, duygu yüklü mektubunda tek bir şey istemektedir: Şozo’nun deliler gibi sevdiği kedisi Lili’yi.İlk bakışta, masum bir istektir elbette bu. Ne var ki Lili -tüm kediler gibi- girdiği hayatların en olmadık yerlerine kıvrılmıştır ve dâhil olduğu yaşamların karanlık köşelerinde gezinmeye başlar mektupla birlikte.

Biten ilişki için umut, diğeri içinse endişe kaynağıdır.  Böylece, başlı başına bir kavram olmayı hak eden “kedi sevgisi”nden çok daha fazlasına dokunur Tanizaki. Zarif, yumuşacık bir üslupla insan ilişkilerinin girift yapısını, küçücük ayrıntıların -bir nesnenin, jestin veya bakışın- insan ruhunda yarattığı dönüşümleri, yalnızlığın ve sevginin türlü biçimlerini gösterir.

Yoğun tutkuların, tuhaf arzuların ve ince bir melankolinin ustası Tanizaki’nin Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın’ını Sinan Ceylan Japonca aslından çevirdi.

“Tanizaki en gözde yazarlarımdandır. Aşkı ve aşkın sapkın yönlerini anlatır kitapları.”

-Henry Miller-

“Tanizaki, muhteşem bir yazar.”

-Haruki Murakami-

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Cuniçiro Tanizaki
Sayfa Sayısı: 104
Satın Al
9. Kişisel Bir Sorun

“Kendini kandırma zehrini bir kez tadan insanlar, bir daha kendilerini asla kurtaramazlar…”

Büyükşehir ortamındaki yalnızlaşma ve yabancılaşma sancılarından kurtuluşu Afrika gezisi hayallerinde arayan dershane öğretmeni Bird. Karısı her an doğum yapmak üzeredir ve evlendiği anda iyice azalan Afrika gezisine çıkma umudu, çocuğun doğumuyla tümüyle sönecektir.

Bir de çocuk beyin fıtığı gibi ender rastlanan bir anormallik ile doğuverince, Bird kendini bir karabasanın ortasında bulur. Yaşadığı utanç ve korku onu önce alkole ve sorumluluklarından kaçmaya, sonra çocuğu yeryüzünden bir an önce silinmesi gereken bir düşman olarak görmeye kadar götürecektir…

Kişisel Bir Sorun, kendisi de engelli bir çocuk sahibi olan 1994 Nobel Edebiyat Ödüllü Japon yazar Kenzaburo Oe’nin tüm dünyada tanınmasını sağlayan en önemli eserlerinden biri.

Yazar: Kenzaburo Oe
Sayfa Sayısı: 232
Satın Al
10. Beni Asla Bırakma
Yatılı okul Hailsham’ın öğrencileri, bahçe duvarının arkasındaki karanlık ormandan çok korkarlar. Hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmez., Hailsham’dan önceki yaşamlarını hatırlamazlar. Dış dünyayla bağlantıları yoktur. Öğretmenler değil, gözetmenler tarafından eğitilirler. Spor ve sanata büyük önem veren gözetmenler, Hailsham öğrencilerine sürekli özel olduklarını hatırlatır ve bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini tekrarlar.
Kazuo Ishiguro, yayımlandığı yıl Time tarafından İngilizce yazılmış en iyi 100 roman listesine alınan Beni Asla Bırakma’da, yıkıma götüreceğini bile bile kendi kaderini kabullenenlere odaklanmış görünüyor.
Yazar: Kazuo Ishiguro
Sayfa Sayısı: 272
Satın Al

PaylaşShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Bir cevap yazın