Haftanın En Yeni Kitapları

1. Bildiğimiz Dünyanın Sonu

“Zaman her şeyi silip süpürür.”

Eserleri yirmiden fazla dilde okunan Norveçli yazar Erlend Loe’nun unutulmaz bir modern zaman figürüne dönüşen kahramanı Doppler yuvaya dönüyor. Doppler romanının devamı niteliğindeki Bildiğimiz Dünyanın Sonu ormanın derinliklerinden sistemin derinliklerine uzanıyor: Çemberin içinde duramayanların bütün oyunlardan kovulduğu bir dünyada özgür kalmak mümkün mü?

Ormanın derinliklerinde geçirdiği macera dolu ayların ardından bir ailesi olduğunu hatırlayan Doppler, geyiği Bongo’yu boynuzlu hayvanlar barınağına bırakıp soluğu Oslo’da alır. Kendisini ölesiye özlediklerine inandığı karısına ve çocuklarına kavuşacağı için çok heyecanlıdır ama küçük bir problem vardır: Onca yıllık posta kutusunun üzerinde “Andreas Doppler” değil, “Egil Hegel” yazmaktadır! Dibe vurduğunu düşünür ama aşağılanma nedir, görmemiştir henüz..

Hafiflemiş ve özgür hissediyordu kendini. Gerçekten özgür. Borcu yoktu, işi yoktu, yükümlülükleri yoktu. Sadece kendisi vardı. İyisiyle kötüsüyle. Ve güzel bir geyiği. Vergi dairesinin bisiklet parkına bağladığı Bongo’yu çözdü ve durup üst katlara baktı.

Her yerde toplantılar yapıldığını varsayıyordu; bu toplantılar ki, hem araştırmalar hem de deneyimler sonucu yalnızca yersiz olmakla kalmıyor, doğrudan verimi de baltalıyordu.

Bongo’ya tırmanırken yüzüne bir gülümseme yayıldı. Artık bu hayattan elini eteğini çekiyordu.

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Erlend Loe
Sayfa Sayısı: 224
Satın Al

2. Aşk Aptallığı

“Genazino’nun eserlerinde çağdaş Alman edebiyatındaki hüznün,
melankolinin ve can sıkıntısının en derin hallerinden biri görülür.”

–Svenja Frank-

Kıyamet hakkında seminerler vererek hayatını zar zor kazanan elli iki yaşında bir adam ve onun birbirlerinden habersiz iki sevgilisi: Sandra ve Judith. Mükemmel bir Genazino romanı için gereken her şey işte bu kadar…

Yıllar önce başarısız bir evlilik yapan kahramanımız bu iki kadından hangisi ile yaşamak istediğini daha sık düşünmeye başlar ve işler iyice sarpa sarmadan bir karar vermek zorundadır. Sandra ve Judith ikilemini neredeyse bir yazı tura atışıyla çözecek kadar çıkmaza giren isimsiz kahramanımız aynı zamanda yaşam, toplum, aşk, geçmiş gibi konular hakkında ilginç gözlemler yapar, tuhaf işlere kalkışır. Böylece Aşk Aptallığı, kafası karışık bir adamın portresinden ziyade, daha derin bir meseleyi sezdiği halde bunu bir türlü çözemeyen zeki ve hüzünlü bir adamın hikâyesine dönüşür.

Özden Özberber’in Almanca aslından çevirdiği Aşk Aptallığı ile Genazino, yine bildiğiniz gibi.

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Wilhelm Genazino
Sayfa Sayısı: 178
Satın Al

3. Monokl Lacan Seçkisi

Monokl’un ilk yayınlandığı 2009 yılında Lacan ve psikanaliz konusunda efsane haline gelmiş Lacan sayısının kitap olarak tıpkıbasımı.

Monokl Lacan sayısı Lacan hakkında Türkçedeki en doyurucu ve kapsamlı kaynak ve referans olma özelliğini koruyor.

MONOKL ULUSLARARASI LACAN SAYISINA 9 ÜLKEDEN 39 YAZAR KATILMIŞTIR.

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Kolektif
Sayfa Sayısı: 240
Satın Al
4. Renkrasi
Kimse Renk Uzmanı’nı aldatamaz, renk testinde hile yapamazdı. Sonucun ne çıkarsa sonsuza dek oydun. Hayatın, kariyerin ve sosyal statün oracıkta, birkaç dakika içinde belirleniyordu ve yaşamın kaygı verici tüm belirsizlikleri ebediyete kadar yok oluyordu. Hayatının haritası orada çiziliyordu. Görebildiğiniz renklerin hiyerarşideki seviyenizi belirlediği bir dünya. Bej borsanın en revaçta malı üretimi yasak olan kaşıklar. Kamu hizmetine ayrılan Ford T’ler yollarda geziyor. Yüce Munsell’ın manifestosu, medeniyetin tek kutsal kitabı. Görünürde her şey huzur içinde… Oysa ülke için için kaynıyor. Peki ya renkler bir gün ayaklanmaya karar verirse? Jasper Fforde günümüzden yüzyıllar sonrasını renklerin gölgesinde, ustalıkla kaleme alıyor. Renkrasi, ilkelleştirmeye, diktatör gölgesinde özgürleşme savaşına, hayatı en baştan bir kez daha kurmaya dair bir distopya.Renkrasi zekice fikirlerden çok daha fazlası. Lezzetli bir kurgu ve Dickens’ın, Pratchett’ın kaleminden çıkmış gibi görünen zengin detaylar taşıyor.

– Independent –

Renkrasi’nin dünyasını, ince esprilerini, karmaşıklığını, beklenmedik olaylarını, kurgusunu ve özgünlüğünü özetlemek imkansız, okuyun!

– The Times –

Fforde’nin yarattığı renkli dünya, canlı bir yaratıcılık ve ince esprilerle örülmüş.

– Daily Mail –

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Jasper Fforde
Sayfa Sayısı: 520
Satın Al

5. Tristessa

Yıl 1955, Meksika. Tavukların, horozların belanın kol gezdiği tekinsiz bir muhit. Barakadan hallice evler, tarifsiz eğlenceler ve yerlere serilerek noktalanan geceler. Yaşamın rutin perdesini delip de geçmek için başvurulan maddelerin etkisininde akıp giden serüvenler. Kerouac, Türkçede ilk defa yayımlanan ve en duygusal metinlerinden biri olan Tristessa’da aşkın peşinden gidiyor ama burada olan her şey, içinde zıddını barındırıyor ve mana arayışı maddeye, aşkın yolu ölüme, ölümün yolu yaratıya çıkıyor. Kerouac, genç ve marazlı bir kadına, Tristessa’ya tutuluyor. Kelimeler aşkla, hazla, ilhamla çağlıyor, ama kimse kimseye dokunmuyor; sevgi, bastırıldıkça çoğalıyor. Kerouac, aşkın ışığında kendini arıyor ve zihni, yüreğinin atışıyla çavlan misali şahlanıyor. Bir tutkunun ilanı, bir aşk şarkısı: Yaşama ve ölüme, Meksika’nın efsunlu göklerine, küçük sevinçleri ve büyük dertleriyle şu koca gezegeni arşınlayan yolcuların her birine, bize.

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Jack Kerouac
Sayfa Sayısı: 98
Satın Al

6. 67

Gördüğü ile gerçekte olması mümkün olmayan bir uyuşmazlık vardı aynanın köşesinden yansıyan görüntüsü ile arasında.

Normal bir hayatı olan, normal bir hayatı olduğunu düşünen adamdı. Ailesiyle birlikte gidecekleri tatil için çıktığı yol, O’nu hayatının yolculuğuna sürükledi. Kabus ve gerçeğin, gerçek ve pişmanlığın iç içe geçtiği bir yolculuğa….

Geçirdiği trafik kazasının ardından kendini hiç bilmediği bir yerde bulan; adını, mesleğini, ailesini ve en önemlisi kendini bilmeyen bir adamın hikayesi.

Kimsin sen? Kimsin oğlum sen? Lan ben kimim?! Bu ne LAN! KİMSİN SEN?!

İnsan azat edebilir mi kendini kendi azabından? Üstelik her adımda kendini keşfettiği bu yolculuğun sonu kaçmak istediği gerçeklere çıkıyorsa…

67, hakikatin göz ardı edilen kıyılarında, varoluş sancılarının tam ortasında, sahici, sarsıcı ve sürükleyici bir hikaye. Oğuzhan Uğur’dan iddialı bir ilk roman…

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Oğuzhan Uğur
Sayfa Sayısı: 128
Satın Al

7. Toz Gibi Yıldızlar-Galaktik İmparatorluk Serisi 1

1950’li yılların başında, daha sonra en şöhretli serileri Vakıf ve Robot’a öncülük edecek Gelecek Tarihi öykülerini yazdıktan hemen sonra Isaac Asimov ilk romanlarını kaleme aldı. Artık hem okurlara hem de yayıncılık dünyasına kendini kabul ettirmiş büyük ustanın neredeyse tüm külliyatına egemen olan Galaktik İmparatorluk evreninin ilk uzun kurguları da böylece ortaya çıktı. Nükleer felaketin Dünya’yı yerle bir etmesinden binlerce yıl sonrasını anlatan Galaktik İmparatorluk Serisi insanlığın, galaktik medeniyet ve ilk Galaktik İmparatorluk’un doğuşuna uzanan yolculuğunun başlangıcı.

Tyrannlılar, Atbaşı Nebulası’ndaki elli gezegeni kontrolleri altına almışlardı. Gezegenlerin yöneticileri, Tyrann gezegenindeki efsanevi taş sarayında yaşayan Tyrann Hanı’na koşulsuz şekilde boyun eğmişlerdi. Dünya Üniversitesi’ndeki son gününde bir suikasttan son anda kurtulan, Widemos Kâhyası’nın oğlu Biron Farrill, kendisini hiç ummadığı bir durumda, Tyrannlılar’a karşı düzenlenen bir başkaldırının ortasında bulur. Biron, tutuklandığını öğrendiği babasının izini sürmek ve hayatta kalmak için Rhodia’ya doğru tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Gezegenlerin kaderini belirleyecek düşmanlar, komplolar ve dostlar orada kendisini beklemektedir.

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Isaac Asimov
Sayfa Sayısı: 232
Satın Al

8. Tekerlekli Yalan

Juliet Macur korkunç detaylar veriyor. Kan torbaları. Şırıngalar. Davalar. Bu nasıl bir çılgınlık!

–Evening Standard-

İmparatorluğu çökmüş ve evini satmak zorunda olan bir adam… Onu muhteşem evinde ziyarete gittiğinde böyle bir Lance Armstrong karşılıyor gazeteci Juliet Macur’u. Defalarca karşı karşıya geldiler. Ama ilk kez yenik bir adam var karşısında.

Armstrong’un skandal sonrasında görüşmeyi kabul ettiği nadir kişilerden biri Macur. Lakin öyküyü sadece onun ağzından dinlememekte kararlı. Ailesinden yakın arkadaşlarına, yetkililerden sponsorlara, rakiplerinden takım arkadaşlarına, bilerek ya da bilmeyerek bu büyük yalanın parçası olmuş yüzü aşkın isimle görüşüyor. Ve karşımıza doymak bilmez bir hırsa sahip bir adamın kimi yerde acıklı kimi yerde gülünç kimi yerdeyse nefret uyandırıcı, yalanlarla örülü hikâyesi çıkıyor. Ünü bisiklet sporunun ötesine geçmiş bir bisikletçinin, yetkilileri, gazetecileri ve hayranlarını yıllarca nasıl kandırdığını, imajını korumak için nasıl insanları kullanarak –bazen onların hayatı pahasına– etrafına bir duvar ördüğünü ve “Armstrong Sistemi” adıyla anılan, gelmiş geçmiş en karmaşık, en ayrıntılı doping programını nasıl şeytani bir ustalıkla yarattığını ve uygulattığını bir bir ortaya koyuyor Macur.

TEKERLEKLİ YALAN: Lance Armstrong’un Düşüşü, kaybetmemek için spor tarihinin en büyük organize suç organizasyonunu kurmayı göze almış bir sporcunun, en zengin hayal gücünün bile sınırlarını zorlayacak, akılalmaz ama gerçek hikâyesi.

Cevaplanması gereken ilk soru: “Neden yaptı bunu?” Ve “Nasıl bu kadar uzun süre paçayı sıyırabildi?” Macur sis perdesini kaldırınca ortaya Antik Yunan destanlarını hatırlatan bir karakter çıkıyor: ölümcül kusurları olan bir yarı tanrı.

–Toronto Star-

(Tanıtım Bülteninden)

Editör: Burçak Başpınar

Kapak tasarımı ve sayfa uyarlama: Betül Güzhan

Yazar: Juliet Macur
Sayfa Sayısı: 404
Satın Al
9. Cahillikler Kitabı 1

Dünyadaki en uzun dağın Everest olduğunu, en soğuk yerin kutuplar olduğunu sanıyorsanız, Japon balıklarının 3 saniyelik hafızaları olduğunu düşünüyorsanız ve hamam böceklerinin nükleer bir savaşı atlatabileceğine inanıyorsanız, henüz Cahillikler Kitabı’nı okumamışsınız demektir.

İlk çıktığı günden bu yana doğru bilinen kalıplaşmış bilgileri ve yaygın hataları çürüten Cahillikler Kitabı’nın bu genişletilmiş basımında, 77’si yeni toplam 279 bölüm bulunuyor.

Bu kitabın düsturu şudur:

Bir şey on iki yaşındaki zeki bir insana açıklanamamışsa, o zaman o ya yanlış ya da doğru açıklanmamıştır.

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: John Mitchinson, John Lloyd
Sayfa Sayısı: 414
Satın Al
10. Rüzgarın Şarkısını Dinle
Kesinlikle güzel biri değildi. Ancak “güzel biri değildi” demekle ona haksızlık etmiş olurum. “O, kendine yakışır güzelliğe sahip biri değildi” demek daha doğru bir ifade olur.Tek bir fotoğrafı var bende. Fotoğrafın arkasında tarih ve not da var; 1963 Ağustos. Başkan Kennedy’nin başından vurulduğu yıl. Yazlık bir yerlerde gibi, sahildeki dalgakırana oturmuş, biraz keyifsiz bir şekilde gülümsüyor.Saçı Jean Seberg modelinde kısacık kesilmiş, kırmızı çizgili kumaştan, uzun kollu bir elbise giymiş. Hem biraz tuhaf, hem de güzel görünüyor. İnsanın yüreğine dokunan bir güzellik bu. Kız arkadaşımın neden öldüğünü kimse bilmiyor. Kendisinin bilip bilmediğinden de şüpheliyim nedense.

Haruki Murakami’nin yirmili yaşlarının sonunda yazdığı, çevrilmesine yıllar sonra izin verdiği ilk romanı Rüzgârın Şarkısını Dinle Murakami okurlarını şaşırtacak ipuçlarıyla dolu…

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Ali Volkan Erdemir
Sayfa Sayısı: 168
Satın Al

PaylaşShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Bir cevap yazın